Trigeminal Nevralji
Trigeminal nevralji, yüze vuran, kısa süreli “şimşek çakar” tarzda ağrılardır. Genellikle ağrı, yemek yeme, su içme, dokunma, konuşma veya yüz yıkama gibi tetikleyici bir faktörle gelir. Bu ağrının nedeni sıklıkla, kafa içinde (beyincik ve beyin sapı arasında) yüz duyu sinirinin (trigeminus) üzerine olan atardamar basısıdır. Bu ağrı öncelikle ilaçla geçirilebilir. Ancak ilaç tedavisi kalıcı ağrı kontrolü sağlamaz, sadece ilaç alındığı süre içinde ağrıyı geçirir. Ayrıca ilaç tedavisinde zaman içinde yan etkilerinin ortaya çıkması veya ilacın etkisini yitirmesi gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Yine de trigeminal nevralji tedavisine ilaç tedavisiyle başlamak doğru bir seçenektir.

Trigeminal nevraljide ilaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi yöntemleri ağrının geçirilmesinde etkili olabilir. Bu yöntemlerin başlıcaları, trigeminal radyofrekans rizotomi (RF), mikrovaskuler dekompresyon, trigeminal gliserol rizoliz, trigeminal balon mikro-kompresyon ve “gamma-knife” uygulamalarıdır. Bu tedavi yöntemleri ile ilişkili olarak sonuçları en iyi bilinen ve etkinliği geniş olgu serilerinde kanıtlanmış yöntemler: trigeminal radyofrekans rizotomi (RF) ve mikrovaskuler dekompresyon’dur. Diğer yöntemler de tedavide etkili olabilir; ancak daha küçük guruplarda uygulanmıştır ve daha çok diğer tedavi yöntemlerinin etkili olmadığı hastalarda yapılmaktadırlar. Trigeminal nevralji’nin cerrahi tedavisi etkin olmakla birlikte, ciddi yan etkilerin ortaya çıkabileceği sinir sistemi girişimleridir; girişimler sırasında beyin zarları, beyin dokusu veya kafa sinirlerine yakın çalışılır ve bu nedenle mutlaka beyin cerrahları (nöroşirürji uzmanları) tarafından yapılmalıdır. Aşağıda bu iki uygulama hakkında bilgi verilmektedir.
Trigeminal nevralji (TN), yüz bölgesinde trigeminal sinirin bir veya daha fazla dalının dağılım alanında ortaya çıkan, ani başlangıçlı, kısa süreli, şiddetli ve elektrik çarpması tarzında ağrı atakları ile karakterize bir nöropatik ağrı sendromudur. Klinik pratikte en şiddetli ağrı sendromlarından biri olarak kabul edilen trigeminal nevralji, hastaların yaşam kalitesini ciddi biçimde bozar ve günlük aktiviteleri önemli ölçüde kısıtlar. Hastalık ilk kez 18. yüzyılda tanımlanmış olup, günümüzde tanı ve tedavisinde nöroloji ve nöroşirürji disiplinlerinin yakın iş birliği büyük önem taşımaktadır.
Epidemiyoloji
Trigeminal nevraljinin yıllık insidansı yaklaşık 4–13/100.000 olarak bildirilmektedir. Hastalık genellikle 50 yaş sonrasında ortaya çıkar ve kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. En sık tutulan trigeminal sinir dalı mandibular dal (V3) olup, bunu maksiller dal (V2) izler. Oftalmik dal (V1) tutulumu daha nadirdir. Olguların büyük çoğunluğu tek taraflıdır; bilateral trigeminal nevralji nadir görülür ve sıklıkla altta yatan sistemik veya santral patolojileri düşündürür.
Etiyoloji ve Patofizyoloji
Trigeminal nevraljinin en sık nedeni, trigeminal sinirin beyin sapına giriş bölgesinde (root entry zone) bir damar tarafından basıya uğramasıdır. Bu durum genellikle superior serebellar arter ile ilişkilidir ve mikrovasküler kompresyon teorisi olarak tanımlanır. Kompresyona bağlı olarak sinirde demiyelinizasyon gelişir ve ektopik sinir iletimi ortaya çıkar. Daha nadir nedenler arasında multipl skleroz plakları, tümörler, araknoid kistler ve beyin sapı lezyonları yer alır. Multipl skleroz ile ilişkili trigeminal nevralji olguları genellikle daha genç yaşta ortaya çıkar.
Klinik Bulgular
Trigeminal nevraljide ağrı genellikle saniyeler süren, ani ve şiddetli ataklar şeklindedir. Ağrı; çiğneme, konuşma, diş fırçalama, yüz yıkama gibi günlük aktivitelerle tetiklenebilir. Yüzde belirli tetik noktalarının uyarılması ağrı atağını başlatabilir. Ataklar arasında hasta genellikle ağrısızdır ve nörolojik muayene çoğu zaman normaldir. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ağrı ataklarının sıklığı ve şiddeti artabilir.
Sınıflandırma
Trigeminal nevralji klinik ve etiyolojik özelliklerine göre sınıflandırılmaktadır:
Klasik trigeminal nevralji: Mikrovasküler kompresyon ile ilişkili olgular.
Sekonder trigeminal nevralji: Multipl skleroz, tümör veya diğer yapısal nedenlere bağlı olgular.
İdiyopatik trigeminal nevralji: Görüntüleme ile belirgin bir neden saptanamayan olgular.
Tanı
Trigeminal nevralji tanısı esas olarak klinik bulgulara dayanır. Tanı kriterleri arasında tipik ağrı özellikleri, trigeminal sinir dağılımına uygunluk ve ağrısız dönemlerin varlığı yer alır. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG), özellikle sekonder nedenlerin dışlanması ve vasküler kompresyonun gösterilmesi açısından önemlidir. Yüksek çözünürlüklü MR anjiyografi, cerrahi planlama sürecinde yol gösterici olabilir.
Ayırıcı Tanı
Trigeminal nevraljinin ayırıcı tanısında dental patolojiler, temporomandibular eklem hastalıkları, küme baş ağrısı, postherpetik nevralji ve atipik yüz ağrıları yer alır. Ayırıcı tanının doğru yapılması, gereksiz girişimlerin önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Tedavi Yaklaşımları
Medikal Tedavi
Trigeminal nevraljide ilk basamak tedavi antiepileptik ilaçlardır. Karbamazepin ve okskarbazepin en sık kullanılan ve etkinliği en iyi gösterilmiş ajanlardır. Alternatif olarak gabapentin, pregabalin ve baklofen kullanılabilir. Zamanla ilaçlara direnç veya intolerans gelişebilir.
Cerrahi Tedavi
Medikal tedaviye dirençli veya yan etkiler nedeniyle ilaç kullanamayan hastalarda cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelir.
Mikrovasküler Dekompresyon
Mikrovasküler dekompresyon, trigeminal sinir üzerindeki vasküler basının kaldırılmasını amaçlayan, etiyolojiye yönelik bir cerrahi yöntemdir. Uzun dönem ağrı kontrolü açısından en etkili yöntemlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Perkütan Girişimler
Perkütan radyofrekans rizotomi, balon kompresyonu ve gliserol rizolizi gibi yöntemler trigeminal ganglion veya sinir liflerini hedef alır. Bu yöntemler daha az invaziv olmakla birlikte, duyu kaybı riski taşır.
Stereotaktik Radyocerrahi
Gamma Knife radyocerrahisi, non-invaziv bir yöntem olup seçilmiş olgularda etkili bir alternatif sunar. Etki genellikle gecikmeli olarak ortaya çıkar.
Prognoz
Trigeminal nevraljinin seyri değişkenlik gösterir. Medikal tedavi ile birçok hastada başlangıçta iyi yanıt alınsa da, uzun dönemde cerrahi girişim gereksinimi doğabilir. Mikrovasküler dekompresyon uygulanan hastalarda uzun süreli ağrı kontrolü sağlanabilmektedir.
Sonuç
Trigeminal nevralji, tanısı klinik olarak konulan ancak tedavi yaklaşımı multidisipliner değerlendirme gerektiren ciddi bir nöropatik ağrı sendromudur. Erken tanı, uygun hasta seçimi ve bireyselleştirilmiş tedavi stratejileri ile hastaların yaşam kalitesinde belirgin iyileşme sağlanabilir. Cerrahi ve girişimsel tedaviler, medikal tedaviye dirençli olgularda etkili ve kalıcı çözümler sunmaktadır.
Prof. Dr. Ali SAVAŞ
İlgili Sayfalar
Tüm Hastalıklar